Yargıtay, iş yerinde mobbinge uğradığını iddia eden bir doktorun delil amacıyla ses kaydı almasının bir suç unsuru oluşturmadığına hükmetti.
Yargıtay, bir uzman doktorun işyerinde psikolojik tacize uğradığını belgelemek amacıyla aldığı ses kaydının suç teşkil etmediğine karar verdi. Karar, oy birliğiyle alındı.
Olay, bir hastanede görev yapan uzman doktor ile başhekim yardımcısı arasında yaşanan görev kaynaklı uyuşmazlıklara dayanıyor. Doktor, başhekim yardımcısıyla yaptığı görüşmede maruz kaldığını öne sürdüğü mobbingi kanıtlamak için aralarındaki konuşmayı gizlice kaydetti. Bu ses kaydı nedeniyle hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 133’/1’üncü maddesi uyarınca “aleni olmayan konuşmaları kayıt altına alma” suçlamasıyla dava açıldı.
İlk derece mahkemesi, doktorun konuşmanın tarafı olduğuna ve görüşmenin gündelik, idari nitelikte bir içerik taşıdığına hükmetti. Kaydın özel hayatın gizliliğini ihlal etmediğini belirten mahkeme, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi.
Temyiz sürecinde dosyayı inceleyen Yargıtay da bu değerlendirmeyi yerinde buldu. Yüksek mahkeme, konuşmanın iki taraf arasında gerçekleştiğini, özel hayat kapsamına girmediğini ve delil toplama amacı taşıdığını belirterek beraat kararını onadı.
Karar, iş yerinde psikolojik tacize maruz kaldığını düşünen çalışanların, belli koşullarda delil niteliği taşıyan kayıtlar almasının hukuki zemini olup olmadığına dair önemli bir içtihat olarak değerlendiriliyor.



Yorum bırakın