Miras hutbesiyle başlayan tartışma, aslında buzdağının görünen yüzü. Diyanet, son bir yıldaki hutbelerinde kadın erkek ilişkilerinden mahremiyete, sosyal medyadan kadınların giyim tarzına, “namus”tan ekonomiye, “cinsiyetsizleştirme politikası”ndan haber teyitlemeye kadar birçok konuyu ele aldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 15 Ağustos tarihli cuma hutbesindeki miras bölümü kamuoyunda tartışma yarattı.
“Kul Hakkı Ateşten Gömlektir” başlıklı hutbede, “kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmamasının kul hakkı” olduğu belirtildi. Bu yönüyle hutbe, özellikle kadınların ve hukukçuların tepkisini çekti.
Tepkilerde, Medeni Kanun’un kadın ve erkek için öngördüğü eşit pay ilkesinin, hutbede kullanılan çerçeveyle “kul hakkı” başlığı altında tartışmaya açıldığı ve bunun kadınların eşitlik talebini hedef aldığı savunuldu.
Peki bu, Diyanet’in kadın haklarına değindiği ilk hutbe mi?
Bu soruya cevap bulabilmek için Diyanet’in 16 Ağustos 2024 ile 15 Ağustos 2025 döneminde yayımladığı tüm cuma hutbelerini inceledik.
Veriler, bunun ilk olmadığını; Diyanet’in, hutbelerinde ağırlıklı olarak kadınlar, erkekler, kadın-erkek ilişkileri, kadınların giyim tarzı, ahlak, aile, cinsellik, içki ve zina gibi konuları işlediğini gösteriyor. Ekonomiden doğaya, siyasetten dış politikaya kadar birçok konuyu ele alan Diyanet, bunları dönemsel olarak incelerken, aile ve ahlaka dair konular hakkındaya düzenli olarak her ay konuştu.
En fazla ahlak, namus ve aile temaları işlendi: “Kadın ve erkeğin ev arkadaşlığı yapması haramdır”

Buna göre, Diyanet’in hutbelerinde en çok ele aldığı konular; ahlaki ilkeler, kul hakkı ve israf oldu.
Hutbelerin yüzde 40’ının temasını oluşturan ahlaki ilkeler, kul hakkı ve israf konularında, bireylerin günlük yaşamda dikkat etmesi gereken dini sorumluluklara odaklanıldı. Edep, haya, iffet, namus, namahrem; kul hakkına riayet, toplumsal ilişkilerde adalet, israfın önlenmesi, helal-haram duyarlılığı gibi konular, hem bireysel hem de toplumsal düzene dair bir uyarı mekanizması olarak tekrarlandı.
Diyanet’in bu temadaki hutbelerinde en sık kullandığı kelimeler şunlar:

Diyanet’in, hutbelerinde en fazla konu edindiği ikinci tema ise yüzde 30 ile aile, evlilik ve çocuk oldu.
”Aile” kavramı,nhutbelerde sık sık “toplumsal düzenin temeli” olarak tanımlanırken; evlilik, nikâh ve düğün adabı gibi konular hem dini hem de kültürel çerçevede ele alındı. Anne-babaya hürmet, kadın ve erkeğin ev arkadaşlığı yapmasının haram olduğu, çocukların doğru yetiştirilmesi, gençlerin zinadan uzak tutularak ahlaki değerlere bağlı kalması gibi başlıklar da bu kategoride öne çıkan alt temalar arasında yer aldı.
Diyanet, bu konuları işlediği hutbelerinde en sık şu kelimeleri kullandı:

Vatan, millet, itaat: Diyanet, millileşmeye çağırdı
Yüzde 14 ile vatan, millet ve devlet gibi kavramlar da hutbelerde en çok ele alınanlardan oldu. Diyanet, bu üçlüye ek olara; birlik, beraberlik ve ümmet gibi kavramları da sıkça dile getirdi. Bunun yanında “itaat”, “birlik” ve “beraberlik” ile de topluma, “devletin ve milletin etrafında kenetlenme” çağrıları yapıldı.
Bu kavramların ele alındığı hutbelerde en çok kullanılan kelimeler şunlar oldu:

Ekonomi, emek ve kamu düzeniyle ilgili temalar da düzenli olarak işlendi. İşveren ve işçi ilişkilerinde adalet, rüşvet ve vergi gibi konulara dikkat çekilerek, hutbelerde ekonomik meseleler daha çok ahlaki sorumluluk çerçevesinde ele alındı.
Diyanet, hutbelerinin yüzde 5’ini oluşturan bu konuda en fazla şu kelimeleri kullandı:

Yüzde 5 ile çevre teması da Diyanet hutbelerinde görece sınırlı bir yoğunluk taşıdı. Çevreyle ilgili konular, ağırlıklı olarak yaz hutbelerinde ele alındı.

Son olarak, Diyanet hutbelerinin yüzde 3’ünü oluşturan siyaset ve dış politika konularındaysa özellikle Gazze, Filistin ve 15 Temmuz darbe girişimi öne çıktı.

Her bir tema için belirlenen anahtar kelimelerin hutbelerdeki tekrar sayıları temalar özelindeyse şöyle:

Yazın Kur’an kursu çağrısı, yıl boyu “aile ve ahlak” vurgusu
Hutbelerin tematik dağılımı aylara göre incelendiğindeyse belirli dönemlerde toplumsal ve siyasal gündemle doğrudan bağlantılı başlıklar öne çıktı.
Örneğin, yaz aylarında hutbelerde tatil, sıla-i rahim ve çocuk Kur’an kursları en çok ele alınan temalar arasında yer aldı. Tatilin yalnızca dinlenme değil, dini sorumlulukların da gözetildiği bir dönem olması gerektiği vurgulanırken, çocukların yaz Kur’an kursları aracılığıyla camilere yönlendirilmesi ve aile bağlarının güçlendirilmesi sık sık dile getirildi. Aynı dönemde su israfı ve orman yangınları gibi mevsimsel sorunlara da yer verildi.

Temmuz ayı ise diğer aylardan farklı olarak siyasal içerikli hutbelerin yoğunlaştığı bir dönem oldu. 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümüne denk gelen bu süreçte “sahih dini bilgi”, birlik ve milli dayanışma temaları öne çıktı. Benzer şekilde, uluslararası gelişmelere bağlı olarak Gazze ve Filistin konuları da belirli haftalarda hutbelerde yer buldu.
Dini bayramlar ve kutsal zaman dilimleri de hutbelerin içeriğini doğrudan şekillendirdi. Ramazan ayında oruç ve yardımlaşma; Kurban Bayramı’nda ise kurban ibadeti ele alındı.
Aile ve ahlaka dair temalar ise neredeyse her ay düzenli biçimde tekrarlandı. Buna karşın siyasal ya da çevresel içerikler daha çok dönemsel olarak öne çıkan, geçici yoğunluklar şeklinde kaldı.
Söylem analizi: 15 Temmuz’da “hainler”, yaz tatilinde “giyinik çıplaklar”
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hutbelerde kullandığı kelime seçimleri ve tekrar eden kavramlar, kurumun; dînî dili toplumsal yaşamın farklı boyutlarına taşıdığını gösteriyor.
Zira hutbelerin bir kısmında, doğrudan siyasal içerik barındıran kavramlar yer alıyor.
Gazze ve Filistin’le ilgili hutbelerde “siyonist zalimler”, “caniler” ve “insanlığın onur sınavı” gibi ifadeler öne çıktı. Bu kavramlar, dînî bir söylem aracılığıyla uluslararası siyasete doğrudan müdahil bir dil üretti. Filistin direnişi ise “imanla, sabırla ve onurla direnmek” şeklinde dînî bir görev olarak sunuldu.
Diyanet’in, son bir yıldaki hutbelerinde en sık kullandığı kelimeler şunlar (“Allah”, “Hz.”, “hazreti”, “peygamber” kelimeleri ile peygamber isimleri hariç tutulmuştur):
Benzer şekilde, 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde verilen hutbelerde “hainler”, “şer odakları” ve “istiklal–istikbal mücadelesi” kavramları kullanıldı. Bu ifadeler, siyasal bir olayı iman–küfür ya da hak–batıl karşıtlığı üzerinden konumlandırarak dini bir çerçeveye yerleştirdi.
Diyanet: Dijital mecralarda mahremiyeti hiçe sayanlar, ölümü hesaba katmayanlardır
Toplumsal düzeni ve birey davranışlarını disipline etmeye dönük ifadeler de hutbelerde öne çıkanlardan oldu.
“Hayâ”, “mahremiyet”, “tesettür ihlali” ve “ahlaki riskler” gibi kavramlarla, bireysel davranışların toplumsal ahlaka göre düzenlenmesi gerektiği vurgulandı. “Giyinik çıplaklar”, “şeytanın tuzağı” gibi metaforlar ise doğrudan uyarıcı ve norm koyucu bir dil taşıdı. Ayrıca “israf”, “lüks” ve “alkol” gibi kavramlar olumsuz örneklerle birlikte anılarak, tüketim kültürü ve yaşam tarzına dair yönlendirmelerde bulunuldu.
Yanı sıra, sosyal medyaya ilişkin hutbelerde “iftira”, “yalan haber” ve “mahremiyet ihlali” üzerinden dijital ortamların ahlaki riskler taşıdığı vurgulandı.
Ekonomi ise hutbelerde bireysel ahlaki sorumluluklar üzerinden tartışıldı. İşverenlerin “ücretleri zamanında ödeme” ve “işçiyi sigortasız çalıştırmama” yükümlülükleri “kul hakkı” çerçevesinde ifade edildi. Çalışanlar ise “çalışma saatlerine riayet etmek” ve “işi aksatmamak” konusunda ahlaki sorumluluklarla uyarıldı.
“Stokçuluk”, “karaborsacılık” ve “hile” gibi kavramlar ekonomik adaletsizliği açıklayan başlıca unsurlar olarak tanımlandı. Bu yaklaşım, ekonomik meseleleri ahlaki bir zemine indirgerken çözümü de bireysel dürüstlük ve helal kazanç ilkelerine bağladı.


1 Yorum