İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan binlerce işçinin başlattığı iş bırakma eylemi yedinci gününde sona erdi. İşçilerin, son teklifi kabul etmesiyle sonlanan grev sosyal medyayı ise ikiye böldü. Kimileri grevi desteklerken büyük çoğunluk ise işçileri “şımarıklık yapmak”, “Kürt kökenli” olmak, AKP belediyelerinde grev yapmamak ve halk sağlığını tehlikeye atmakla suçladı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) işçilerinin, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinden sonuç çıkmaması üzerine 29 Mayıs’ta başlattığı iş bırakma eylemi yedinci gününde (4 Haziran) sona erdi.
23 bin işçi, İzBB Başkanı Cemil Tugay’ın “son teklif” dediği öneriyi kabul ederken grev süresince sosyal medyada da konuyla ilgili tartışmalar yaşandı.
Tartışmalar, grevin yalnızca bir emek mücadelesi olmadığını; kent yaşamı, siyasal pozisyonlar ve dijital kamuoyu arasında şekillenen çok katmanlı bir çatışma alanına dönüştüğünü gösterdi.
İşçiler, bir kesim tarafından destek görürken bir kesim tarafından da önerilen maaşları beğenmemek, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) belediyelerinde grev yapmamak, Kürt olmak ve halk sağlığını tehlikeye atmakla eleştirildi.
Bunun üzerine ben de, 29 Mayıs ile grevin beşinci günü olan 2 Haziran tarihleri arasında yapılan ve içinde “grev” kelimesi geçen en popüler 994 X paylaşımını analiz ettim.
Ortaya çıkan bulgular, sosyal medya kullanıcılarının bu sürece nasıl yaklaştığını, hangi aktörlerin öne çıktığını, söylemlerin hangi eksenlerde yoğunlaştığını ve nasıl bir dijital kutuplaşmanın oluştuğunu ortaya koydu.
Kelime bulutu: “Emek” de var “çöp kokusu” da
İlk aşamada, söylem haritasını görmek amacıyla Twitter’da grevle ilgili yapılan paylaşımlarda en sık kullanılan kelimeleri inceledim.
Bu doğrultuda oluşturduğum kelime bulutunda “grev”, “işçi”, “hak”, “sendika” ve “dayanışma” gibi sözcüklerin öne çıktı. Bu, sosyal medyada grevin bir kısmının hak temelli ve kolektif dayanışma vurgusuyla ele alındığını gösteriyor.

Öte yandan, “çöp”, “koku”, “rahatsızlık” gibi kelimelerin de sıklıkla kullanılması, grevin gündelik yaşama etkilerine dair somut, hizmet odaklı tepkilerin de yoğun olduğunu ortaya koyuyor. Bu, sosyal medyada oluşan dijital kamuoyunun tek sesli değil; çok sesli, zaman zaman çelişkili ve kutuplaşmış bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.
“Şehrin sağlığını tehlikeye atarak hak aranmaz”
Ancak kelime bulutundaki bu çok seslilik, etkileşim verilerine bakıldığında yerini tek sese, belirgin bir işçi ve grev aleyhtarlığına bıraktı. Zira “grev” ifadesi içerenler arasında en çok retweet edilen ilk 10 tweet’in tamamı, grev yapan işçilere karşı eleştirel bir tutum içerenlerden oluştu.
Listenin ilk sırasında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın paylaşımı yer aldı. Onu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın grevle ilgili iki tweet’i takip etti. Dördüncü sıradaysa bir yurttaş olan @kadiripekkk06’nın tepkisel paylaşımı yer aldı. Bu dört tweetin toplamda 19 bin 826 kullanıcı tarafından retweet edilmesi, sosyal medya kullanıcılarının grevi desteklemekten çok, hizmet aksamasına tepki verdiğini gösteriyor.
6, 7 ve 8’inci tweetlerde de belediye hizmetinde yaşattığı aksama ve biriken çöplere dikkat çekilerek, grev yapan işçiler eleştirildi.
En çok beğenilen tweetlerde de durum değişmedi.
En çok retweetlenen ilk dört tweet, aynı zamanda bu 994 tweet arasında en çok beğenilen ilk dört tweet’i de oluşturdu.
En çok beğenilen 5, 6, 7 ve 8’in tweetler’de de yine grev nedeniyle çöplerin birikmesi, işçilerin maaş taleplerinin yüksekliği ve kolluk güçlerinin greve müdahale etmemeleri eleştirildi.
Halk sağlığını tehlikeye attıkları, işe torpille girdikleri, AKP yönetimindeki belediyelerde eylem yapmadıkları ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) güçsüzlüğünden faydalandıkları iddiaları da işçilere yöneltilen diğer eleştiriler arasında yer aldı.
İşçiler, 12 tweet’te de “şımarık” olmakla suçlandı.
“Grevdeki işçilerin neden hepsi Kürt kökenli?”
İşçilerin eleştirildiği tweetlerde ırkçı ifadelere de yer verildi.
En çok beğeni alan 20 tweet’in ikisi bu ırkçı ifadeler barındıranlardan oluştu.
Bu tweetlerin aldığı toplam beğeni sayısıysa 31 bin 845 oldu.
İşçilere yönelik ırkçı ifadelerin yer aldığı tweetler bunlarla da sınırlı kalmadı. Öyle ki bu tweetler artınca, İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Ümit Kartal, İzBB çalışanlarının demografik dağılımını gösteren bir belge paylaştı.
En çok grevi destekleyenler paylaştı ama grev karşıtları daha fazla duyuldu
En çok paylaşım yapan kullanıcılar arasında grevi destekleyen sendikalar, yazarlar ve aktivist hesaplar öne çıktı.
En fazla tweet atan hesap, 10 tweet ile Taşeron Belediye İşçileri Birliği (@tabibturkiye) olurken, onu 9 tweet ile İzmir yerel gazetelerinden Ege’de Sonsöz ve 8 tweet ile İzmir özelinde haberler paylaşan İzmir adlı hesap izledi.
Ancak bu destekçi hesapların içerikleri kamuoyunda görünürlük açısından daha geride kaldı. Zira grevi destekler nitelikte paylaşım yapan hesaplar içerik üretiminde daha aktif olsa da etkileşim açısından kamuoyunun dikkatini çekmekte grev karşıtlarının gerisine düştü.
Bu durum, dijital mecralarda içerik üretimiyle görünürlük arasında doğrudan bir ilişki olmadığını; görünürlüğün kimi zaman kullanıcının kimliği, söylemin duygusal tonu ve algoritmaların yönlendirmesiyle belirlendiğini gösteriyor.
Çatışma etiketlerde de belirgin: Dayanışma mı, lokavt mı?
Tweet’lerde en çok kullanılan etiketler de bu dijital fay hattının bir diğer göstergesi.
#grev, #izmir ve #disk gibi nötr ya da bilgi aktarıcı etiketlerin yanı sıra, ideolojik ve duygusal anlamlar taşıyan #yaşasınsınıfdayanışması ve #kamuişçilerigeçinemiyor ile grev karşıtı #lokavt gibi etiketler de öne çıktı.
Greve destek veren kullanıcıların büyük kısmı dayanışma ve geçim vurgusu yaparken, karşıt kullanıcılar çözüm olarak “lokavt” kavramını vurguladı.
Bu etiketler sadece içeriklerin bulunabilirliğini artırmıyor, aynı zamanda kullanıcının siyasal ve sınıfsal pozisyonunu görünür kılan bir işaret işlevi görüyor.
İlgili veri setine bu link üzerinden erişebilirsiniz.


Yorum bırakın